Salı 2 Haziran 2026 - 14:54
Şehit İmam'ın Kelamında Gadir Olayı

Havza / Şehit İmam ve Rehber'imizin perspektifinden Gadir; tarihsel bir bakışın ötesinde İslam'ın siyasi egemenliğinin sürekliliğini sağlayan en temel inanç esaslarından biri olarak kabul edilir.

Havza Haber Ajansı'nın raporuna göre Kur'anî bakış açısı ve masum imamların  (a.s.) yaklaşımı doğrultusunda Gadir olayı tarihsel bir olay olmanın ötesinde, ümmetin velayet yolundaki bağlılığının en belirgin ve sarsılmaz nişanesi olarak tanımlanmalıdır. Zira Şehit İmam ve Rehber'imiz Ayetullah el-Uzma İmam Hamaney de Gadir'i İslam'ın siyasi egemenliğinin devamlılığı olarak görmüş ve onun öneminin açıklanması gerekliliğini vurgulamıştır.

Mübarek Gadir-i Hum Bayramı —yani Allah'ın en büyük bayramı— vesilesiyle Şehit Rehber'imiz Gadir'in azameti, önemi ve din ile mektebin öğretilerinde velayetin konumunun açıklanma zorunluluğu üzerine yaptığı bazı beyanlara göz atıyoruz.

Şehit İmam Hamaney "İslam ümmetinin hidayet ve hükümranlık konusundaki görevi Gadir olayı ile belirlenmiştir." vurgusuyla şunları ifade etmiştir: "Gadir olayı, İslam'ın azametinin ve kapsamlılığının bir nişanesidir... Gadir'deki tayin süreci, aslında bir kural ve ilke belirleme sürecidir. İslam'da bir kaide oluşturulmuştur. Resul-i Ekrem (s.a.a.) ömrünün son aylarında imamet ve velayet kaidesini karar kılmıştır."

Rehber başka bir beyanında, insanlığın her türlü yönetim biçimini tecrübe ettiğini ancak İslam'ın bu tür yönetimleri, güç odaklılıkları ve güç tutkusunu kabul etmediğini; aksine "İmamet Sistemi"ni benimsediğini ve bu İslami kaidenin Gadir'de beyan edildiğini belirterek şöyle devam eder: "Gadir'in önemi sadece Emirül Müminin'in (a.s.) belirlenmiş olması değildir. Bu elbette önemlidir ancak daha da önemlisi, kuralın ve ilkenin belirlenmiş olmasıdır. Şöyle ki İslam toplumunda monarşi (saltanat), şahsi yönetimler, altın ve zorbalığa dayalı yönetimler, aristokratik yönetimler, halka karşı kibirle yönetme, ayrıcalık ve aşırı talepkar yönetimler, sadece kendini ve malını artırma gayesi güden yönetimler ve şehvet odaklı yönetimler söz konusu olamaz. İslam'da bu, Gadir ile ortaya konmuştur. Bu kaideye karar verildiğinde 'Kâfirler sizin dininizden ümitlerini kestiler.' (Mâide, 52) ayetindeki mana gerçekleşir. Yani düşmanlar, bu dinin yolunu değiştirebileceklerinden ümit keserler. Çünkü dinin yolu ancak o temel nokta o ana çekirdek—yani güç merkezi, yönetim merkezi ve rehberlik merkezi—değişirse değişir. Eğer bu merkez değişirse, her şey değişir."

Şehit İmam, Gadir Bayramı vesilesiyle yaptığı bir başka konuşmasında şöyle açıklar: "İslam'a tarihsel bir bakışla ve İslam'ın ilk dönem olaylarına tarihsel analiziyle bakıldığında, Gadir meselesi öyle bir zorunluluktu ki eğer planlandığı gibi uygulansaydı, insanlık tarihinin seyri şüphesiz değişirdi."
İmam Hamaney devamında ise Gadir meselesinin bir ölçü, bir kriter ve bir standart oluşturma meselesi olduğunu vurgulayarak; Müslümanların dünyanın sonuna kadar bu kriteri önlerinde tutabileceklerini ve ümmetin genel yol haritasını bu sayede belirleyebileceklerini ifade eder.

Şehit İmam'ın rehberliğindeki kritik nokta şudur: Onun perspektifinden bakıldığında, bugün de özellikle İslam toplumu ve halkımız, Gadir ve velayet meselesine ciddi bir dikkat göstermelidir. Bu ilgi ve çaba, doğru hareket yolunu kaybetmemelerine yardımcı olacaktır.

Rehber İslam ümmetinin birliği ve bütünlüğünün korunmasına büyük vurgu yaparken aynı zamanda şunu belirtir: "Eğer 'İslami birlik' diyor ve bunun için çabalıyorsak bu önemli, ilerici, asil ve kurtarıcı İslami kavramın —yani velayet ve Gadir kavramının— unutulacağı düşünülmemelidir. Gadir konusu unutulmamalıdır."

Şehit Rehber'in Gadir'in anılması ve bu kültürün yüceltilmesi konusundaki tüm bu vurgularının sebebi, şu ifadesinde aranabilir: 
"İslam'ı sosyal ve siyasi meselelerden uzak tutmaya çalışan, onu sadece bireylerin özel hayatlarına indirgemeye çalışan ve aslında İslam'a seküler bir bakış açısıyla yaklaşanların cevabı, Gadir meselesidir."

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha